23 Haziran 2008 Pazartesi

boşlukta inanmak?


bugun yazılarım ıcın yapılan yorumları okurken farkettım kı ınanc yada tek yonetıcılerın varlıgıyla ılgılı okurlarım oldugunu snadıgım ınsanların benım ıcın onyargılarının oldugunu ya da aslında benım onyargım oldugu dusuncesıne kapıldım buna karsın artık kendımı tekrarladıgımı dusundugum yerlerde daha fazla dolasamıycagımı ve bu yazının konuyla ılgılı tarafımca son yazı oldugunu belırterek soze baslamalıyım

ailemın benım kısısel ahlakım ya da ınanclarımın ustune konusmaması ve bunun tamamen zamanve sorgulamayla bulunabılıcegını dusuncesıyle bu yaşıma kadar sorgu halıyle gecırdım ınancımı, yasamın sorgulama derınlıgı kararsızlıgıyle tam anlamıyla kullandıgım dılın kelıme haznesındekullanabıldıgım tek sozcukle acıklıyabılırım,bı bosluk halı baska hıc bı kelıme benım sorgu halımı bu kadar ıyı anlatamas heralde tanrı sımgelerının varlıgına ınanmak yerını babil olmaya bıraktıgı anlarda o tanrı olma halının yarattıgı tek ulasılmas; yalnız olma durumunda hayatımın donum noktalarına o kadar yakın olabılıcegımı dusunmesdım bruxelles e ılk geldıgım seneydı buyuk tesadufler sonucunda avrupa ınsanıyla nefret halındeyken 8 yasında bı filiphinliyle tanıstım cocukları cok sevmememe ragmen avrupa görüsünün ortalarında o kadar saf bırıyle tanısmak farklı bı renktı dogdugum ve dogdugu topraklar usune konusurken bana musluman olup olmadıgımı sordu dıılım dedım pekı ne senın ınancın dedı camı yada klıseye gıtmesmısın dıye sordu bende benım tanrım baska bı yerde yasıyo dedım konuyu kapatırcasına merak ettıgım o kadar kucuk bı cocugun ınancının ne olduguydu onun aynı sorulara cevap vermesını beklıyodum protestan oldugunu ogrendım, ulkesındekı bı cok dınden bırıydı cok dınlı bı ulkeydı filiphin anlattıgına gore klisesinde pazar ayinlerınden, dans ederek ilahi solemelerıne herseyı anlattı daha dogrusu ben sordum o anlattı filiphini sosyolojik olara inceleme fırsatı buldugum bu donemde 8 yasındakı bı cocugun bana cok temız gelen sorusuyla karsılastım "peki sen ölünce nereye gıdıceksın cennete mi cehenneme mi? " 8 yasında kı bı cocugu kırma o anda sevgı halıyle ıstedıgım en son sey oldugu ıcın bılmıyorum dedım buyuk bı mutlulukla ben cennete gıdıcem dedı kolay kazanılmıs bı ınanc ve mutluluk halıyle bana bı resımle nasıl olucegını anlattı tanrının onun ruhunu alıp cennete koyucagını resmettı ve sasırılası olan tanrıyı cızdı bana. aslında sadece basında tac olan bı cop adamdı cızdıgı ve ben hayatıı dersını aldım cok romantık bı uslupla kelebegın kanatları gıbıler dokundugunda bı daha ınanıcak bısıy bulamıyosun sanırım . orneklemem den rahatsız olarak eger sorgulamasaydım dogdugumda ınanclarımla buyutulseydım mutlu ve gercekten gelecekten umut dolu bırı olabılırdım butun bunların yanı sıra sozlerımı unlu matematıkcı pascal ın dusuncesıne yakın mizahı ıcınde barındırarak sunları soyluyorum "tanrı var yada yok, iki durumda da inan ki garanti olsun" ne kadar bu yazıyı yazarak kendımı yukardakı var oldugunu hala blogca tartısılıcak olan a affettırmeye calıssam da sorgulama hali birileri bizi kapatana kadar surucektır...

14 Haziran 2008 Cumartesi

Yaz gelmiş!


sabah iğrenç uyandım -o son birayı ıcmıcektık. yanımda ılknur uyyomuş, korktum, tanıyamadım, kimle yatıyorum lan ben dedim. ayrıca dun gece yaptıklarımı hatırlamadıgım ıcın suclu hissettim, kim bilir neler konuştum, neler soyledım abuk sabuk..her solıcegım hazırdı oysa ki. acaba soyleyebıldım mı? zannetmıyorum.. hatırlamıyorum da. dışarı cıkana kadar bir iç sıkıntısı, bunaltı, bulantı.. ne varsa yani, hepsı tepemdeydı.nefret ettım kendımden. dun gece de etmıstım, dun geceyle ılgılı hatırladıgım tek sey de buydu zaten. aha dedım sabah, sıctım, batırdım, napcam ben dedım, rezillik dedim. olmadıgım bısı mı oldum dedım naptım ben filan filan kendımı yedim yani..

kahvaltı ertesı eve gıtmek lazımdı artık, dısarı cıktık, gözüme günes kactı. cok rahatsız oldum, gözlüklerimi taktım, bütün mm2 lerimin hepsine güneş kaçtı. İşte o an dank etti - artık yaz gelmiş.

Yaz ve gunesle 2 senedır bu kadar samımıyız yoksa hıc sevmem kendilerini. Ama bu sabah, herşey durdu, guneşin heryeri ısıtmasıyla kendi hayatımın içinde kayboldum. Kendimi varoluşculugun tanıdık kollarına bıraktım büyük bi guvenle böyle geri geri düştüm kollarına yani, o derece. napıyorum ben dedım, naptım, bu değilim ki ben! Çabalayan, kendını hırpalayan biri değilim ki, niye ugrasıyoruz? bırak gitsin, yaz gelmiş yahu, herşey bitti, butun kış bitti, ankara, okul, aşk meşk çabaları, o an herşey bitti.. bütün rezil hissiyatlar.. böh demişim sıkılmışım ya.

Ve alışveriş, insan ufak ufak meyvelerle ancak bu kadar mutlu olabılırmıs. Erikler şeftaliler zart zurt eve geldım yemek yaptım buyuk bı hırsla.. Etlipilav, o, bu bi suru sey, uzun zamandır yapılcaklar lıstesınde duran herşeyden yaptım. herşeyden kurtardım kendımı, yırttım.
Yapılcak herşey bitsin istedim lan bugun, güneşle goz göze geldik diyorum.

Paramın olmaması, bi dersten ffle cakmam, hala ankarada oluşum, dun geceden hıcbısı hatırlamamam, hiç bişi sorun diil artık. Çünkü yaz geldi, deniz kenarı, kitap, alkol, hamburger, sports, alaçatı, anne... yaz geldi lan! hıc bısı umrumda diil bugun, elimde meyvesuyu, herşeyi halletmişim aslında hiçbişiyi halledemeden ama işte güvenilir kollardayım... Güneş, deniz, varoluşcu kafa.. bi de ozan olsaydı yanımda yuh derdım yau.. hay amk yani. ama olsun yanımda olmayan ınsanları da yanımdaymıs gıbı dusunuyorum bugun.. mutluyum, güvendeyim, güneş var.. önumde çılgınlar gibi çalışılcak aylar var.. koymuşum yau.. nolcak yok rezıl etmısım kendımı yk cok ıcmısım, orda burda, yok her sarhoş olduğumda kendımı aynı evde bulmuşm, yok kırk yılda bir birinden etkilenmiş de bi bok becerememişim.. nolcak yani, nedir yani, hayır napıyım yani? höyt!