30 Temmuz 2008 Çarşamba
johannes, remember yesterday and say ı remember you (! video)
14 yorum Gönderen Zarpandit zaman: 15:16Takıntılı insanlar mıyız? Ev arkadasım geldi ankaradan, eski gunleri düşündük, okulun ilk başladığı zamanları, bi arkadasımız vardı yunus tu kendüsü. Dün gece internette 2 saat boyunca deli gibi adamı arandık.
Eski arkadaşlar değerli oluyo galiba, adamı nasıl kaybettik, nasıl iletişimi kopardık hiç hatırlamıyoruz, ama çok eğlenirdik beraber, yine bir araya gelsek ne konuşuruz acaba diye düşündüm bütün gece, hala eğlenebilir miyiz o kadar acaba?
Söylediği her şeyi yapardım nerdeyse, niye o kadar sevmiştik acaba birbirimizi hiç hatırlamıyorum, niye nişanlandın be yunus bok mu vardı, demiştim en son. Sonra bi yerden kopmuştuk galiba..Feysbukta da yok oysa, niye var bu feysbuk o zaman? Hani eski arkadaşlarımızı bulabiliyoduk? Yalancı herkes yau! İsyankar oldum..
Belki de o kadar da mühim şeyler değildi yani, niye aradık ki o kadar bu adamı? Hani olur ya bazen bazı insanlar çok mühim olur senin için, çıkmaz aklından ama o seni belki hayal meyal hatılıyordur.. Bazen öyle hissediyorum bi çok insanla ilgili ya da belki cok onemlı oldugunu sandıklarım ya da cok onemlı olanlar beım ıcın bana oyle hıssettırıyorlar. Bu da öyleydi galiba yani beraber cok bişi yapıyo da değildik, toplaşır gider içerdik en fazla ama cok da severdim keratayı o ayrı. Eşşek yaşındaydı bi de ama küçücük çocuk gibi karda kışta deri ceketiyle yatar yuvarlanırdı yani. Neyse belki o hiç hatırlamıyodur, görse kimdi lan bu der belki tanır şaşırır filan bilemiyosun işte. İlginç yani. Herkesin başına geliyodur umarım bu ya, herkes böyle olabılcegınden korkuyodur umarım cunku bir konuda daha sorunlu oldugumu dusunursem kendımı surdan atabilirim.Bi de belki de bu kadar cok sevmıyorumdur aslında, etrafımıdaki diğer ınsanlar ıgrenctı cunku yani ve onu daha cok sevıyodum, o yuzden cok sevıyorumus gıbı de gelıyo olabılır.
Neyse, Şu şarkıyı Johannes leopold von Emre' ye ithaf etmek istiyorum..herneyde yaşıyor ve yaşatılıyorsan 80'ler insanı, sebastian bach öpsün seni :))))
Hatta "o da mı geymiş lan vaaay a.ına koyyuummm!!"
Etiketler: Ankara, eski, ı remember you, ilknur, Johannes leopold von Emre, sebastian bach, skid row
14 Haziran 2008 Cumartesi
sabah iğrenç uyandım -o son birayı ıcmıcektık. yanımda ılknur uyyomuş, korktum, tanıyamadım, kimle yatıyorum lan ben dedim. ayrıca dun gece yaptıklarımı hatırlamadıgım ıcın suclu hissettim, kim bilir neler konuştum, neler soyledım abuk sabuk..her solıcegım hazırdı oysa ki. acaba soyleyebıldım mı? zannetmıyorum.. hatırlamıyorum da. dışarı cıkana kadar bir iç sıkıntısı, bunaltı, bulantı.. ne varsa yani, hepsı tepemdeydı.nefret ettım kendımden. dun gece de etmıstım, dun geceyle ılgılı hatırladıgım tek sey de buydu zaten. aha dedım sabah, sıctım, batırdım, napcam ben dedım, rezillik dedim. olmadıgım bısı mı oldum dedım naptım ben filan filan kendımı yedim yani..
kahvaltı ertesı eve gıtmek lazımdı artık, dısarı cıktık, gözüme günes kactı. cok rahatsız oldum, gözlüklerimi taktım, bütün mm2 lerimin hepsine güneş kaçtı. İşte o an dank etti - artık yaz gelmiş.
Yaz ve gunesle 2 senedır bu kadar samımıyız yoksa hıc sevmem kendilerini. Ama bu sabah, herşey durdu, guneşin heryeri ısıtmasıyla kendi hayatımın içinde kayboldum. Kendimi varoluşculugun tanıdık kollarına bıraktım büyük bi guvenle böyle geri geri düştüm kollarına yani, o derece. napıyorum ben dedım, naptım, bu değilim ki ben! Çabalayan, kendını hırpalayan biri değilim ki, niye ugrasıyoruz? bırak gitsin, yaz gelmiş yahu, herşey bitti, butun kış bitti, ankara, okul, aşk meşk çabaları, o an herşey bitti.. bütün rezil hissiyatlar.. böh demişim sıkılmışım ya.
Ve alışveriş, insan ufak ufak meyvelerle ancak bu kadar mutlu olabılırmıs. Erikler şeftaliler zart zurt eve geldım yemek yaptım buyuk bı hırsla.. Etlipilav, o, bu bi suru sey, uzun zamandır yapılcaklar lıstesınde duran herşeyden yaptım. herşeyden kurtardım kendımı, yırttım.
Yapılcak herşey bitsin istedim lan bugun, güneşle goz göze geldik diyorum.
Paramın olmaması, bi dersten ffle cakmam, hala ankarada oluşum, dun geceden hıcbısı hatırlamamam, hiç bişi sorun diil artık. Çünkü yaz geldi, deniz kenarı, kitap, alkol, hamburger, sports, alaçatı, anne... yaz geldi lan! hıc bısı umrumda diil bugun, elimde meyvesuyu, herşeyi halletmişim aslında hiçbişiyi halledemeden ama işte güvenilir kollardayım... Güneş, deniz, varoluşcu kafa.. bi de ozan olsaydı yanımda yuh derdım yau.. hay amk yani. ama olsun yanımda olmayan ınsanları da yanımdaymıs gıbı dusunuyorum bugun.. mutluyum, güvendeyim, güneş var.. önumde çılgınlar gibi çalışılcak aylar var.. koymuşum yau.. nolcak yok rezıl etmısım kendımı yk cok ıcmısım, orda burda, yok her sarhoş olduğumda kendımı aynı evde bulmuşm, yok kırk yılda bir birinden etkilenmiş de bi bok becerememişim.. nolcak yani, nedir yani, hayır napıyım yani? höyt!
9 Şubat 2008 Cumartesi
blog'dan bağımsızdır.. Halet-i ruhiye,status of consciousness, ya da "sevişe sevişe azalmaz ki bendeki özgür ruh" depreşimi
8 yorum Gönderen Zarpandit zaman: 21:21
Bu ara feci depreşimler içindeyim.İzmir'e gidip gelişlerimde farkettğim kendını, üslubunu ve kafamın ıcındekılerı kaybetme korkuları hertarafımı sarmış durumda. Geçmişe özlem duyuyor, ya da izmirde annenın kanatları altında daha dogaal davranman dogal dedı ılknur. ama bılemyıorum. Kaybolma durumu bunlardan tamamen bagımsız, özguven sorunlarımla alakalı gıbı hıssettırıyor kendını bana. Burda bunlardan bahsetmem anlamlı degıl, o yuzden blog'da bagımsızdır. arz ederim.
İçimdeki canavarı dışarı çıkarma denemelerim suruyor. Şöylemeye çalıştıgım cesıtlı planlar var elimde a, b, ce olmadı d planlarımı deneyımleyecegım.
Aslında sorunun tam olark kaynagını bulabılmıs değilsem de "egolarımı bastırmak" bu sorunumun dogru kaynaklarından bırı olabılır dıye dusunuyorum.
Hissettikleirimi tam olark açmadıgımın farkındayım, acıp acmamam gerktıgını bılemıyorum. Aslında rol yapıyorum, korkuyorum ve demın de dedıgım gıbı gereksız bı ozguven kaybına ugruyorum ankara'da, gözle gorulur bıcımde.Burda bunlardan bahsetmem anlamlı degıl, o yuzden blog'da bagımsızdır. arz ederim.
Beni gören, tanıyan (aslında hıc tanıyamamıs ve 'cok sekerdır kendısı' cumlelerını kuran sevımlı ve kafamın ıcınde 'düpedüz salak' olanlardır bunlar) insanların ılerıdekı gunlerde benden gelecek tartışma ve mesafe taleplerıme sıcak bakmalarını ısrarla - kendı ıyılıklerı ıcın onerıyorum.
Bu bır kısılık arayısı değil, 'kendi'ni geri - dışarı yansıtabilme cabasıdır. Burda bunlardan bahsetmem anlamlı degıl, o yuzden blog'da bagımsızdır. arz ederim.