9 Ocak 2008 Çarşamba

gecenelerde ogrendıım serra yılmazın dokuz adındakı ıstanbul fılm festıvalınde odullerı toplıyan fılmının, yasaklarla karsılastığını ve hukumetın cok ta sevemedıını, cunku bazı yaralarını kaşıdığını ögrendim ,sanat kavramının ve ozgurluun sınırları olduğu bir ülke yaratıyo olmamıs benı korkutuyo acıkcası brükselden avrupanın baskentınden bunları takıp etmeye calısıyorum burda durumun farklı olduunu solıyemesemde gorunuste , bazıları hakların ozgurluklerının farkında olduu ıcın durum bıraz daha farklı, huysuz vırjın adında sahneye cıkan seyfı dursunoglunun, rtuk u rahatsız etmesı de durumu gozler onune serıyo, 70 kusur yasındakı adamın ne gıbı bı rahatsızlık yaratıını hala sorgulamaktayız henuz kımse kendı ahlaki sınırlarının dısına cıkamaz, ılerlemeyı redderken, bı yandan da olmadıımıs biri gıbı gorunme kaygıları bana cok celişik ve yapmacık gelıyo, ınsanlar dusuncelerınde ne olduklarını şekillendiremezken, oykunerek bırılerıne yamanmak bana daha ahlaksızca gelıyo umarım sanatın yada özgürlüğün sınırlarını göremediğimiz yerlere taşındığını da görür ve yazarız bı gun buralarda


cıplak heykellerın, escınsellerın, srogulama kaygısı tasıyan sanat ıslerının, yenılıkcı beyınlerın, ınsanları rahatsız etmediği bir yer diliyorum tek bir yer de bu şarttlarda yeticektir bizim gibiler içn dünyadan geçelı çok oldu :)

2 Ocak 2008 Çarşamba

Persepolis

Çizgi romandan uyarlama bir film daha. ama bu diğerlerinden cok farklı. İran devrimini konu alan filmi kçük marjane'den dinliyoruz. Ayıptır söylemesi film bende var ama Fransızca ve altyazısız oldugu- ya da anlamsızca fransızcadan baska bır dılde altyazısı olmadıgı için ben henüz marjene'in sesini bile duyabilmiş değilim. Ama heyecanla bildiğim bir dile çevirisini beklemekteyim. Bu arada http://www.yenisafak.com.tr/sinema/?t=02.11.2007&c=17&i=77382 'da filmle ilgili korkunç yorumlar okuyabilirsiniz, isterseniz...

Ek olarak:
Devrim öyle olmadı diyenler oldu, devrim şöyle oldu da şurası olmamıstı dıyenler oldu, iran öyle degıldı o donem dıyenler bıle oldu.
Devrimin tarihini bilmiyorum, filmde anlatıldıgı gıbı mı oldu onu da bılemıyorum, dogal olarak da persepolis'i tum bu "devrim" işinden bağımsız bir yapım olarak gördüm ve devirimin, iranın o dönem "oyle olmaması" durumunun bile gölgeleyemeyeceğini düşündüğüm şahane bir "çizgifi-roman" izlemiş oldum.İran'ın ortasında sıkışmış sol görüşlü bir aile, ve tum bu kargasadan neredeyse fırlatıp atmak istedikleri küçük kızları marjene'in çokça iyi kurgulanmış hikayesi "persepolis". herşey oyle bır dogallık ıcınde sunuluyor ki, neredeyse her replikte gülümsüyorsunuz hatta direk gülüyorsunuz. kısacası,Herşeye bok atan, anarşizmle, şeriatla, dinle imanla, savaşla, hatta komunızmle gayet guzel dalgasını gecmıs, hayatımın sonuna kadar unutmak istemedigim bir film oldu benim için.